This deviant's full pageview
graph is unavailable.
Member
I am a Deviously Deviant
chndkmn
24/Male/Turkey
Why I Am Here
No reason given yet
Last Visit: 64 weeks ago
Cihan
Art Zone
Personal Zone
Misc. Zone
This is the place where you can personalize your profile!
But, how?
By moving, adding and personalizing widgets.
You can drag and drop to rearrange.
You can edit widgets to customize them.
The left side has widgets you can add!
Some widgets you can only access when you get a premium membership.
Some widgets have options that are only available when you get a premium membership.
We've split the page into zones!
Certain widgets can only be added to certain zones.
"Why," you ask? Because we want profile pages to have freedom of customization, but also to have some consistency. This way, when anyone visits a deviant, they know they can always find the art in the top left, and personal info in the top right.
Don't forget, restraints can bring out the creativity in you!
Now go forth and astound us all with your devious profiles!
Kelebek kadar ömrümüz var Sevmek lazım, hemen başlayalım Kaybedecek daha neyimiz var Aşk için ne gerekiyorsa hepsi bende var Nefes bile almadan seviyorum seni Sarmaşıklar gibi sardın kalbimi Değiştirdin kanımı koydun zehrini Örümcek gibi ördün zihnimi Düşündükçe daha çok isterim seni Nefes bile almadan seviyorum seni İçimde dolaşan alkol gibi Sana gitgide sarhoş oluyorum Ruhumu kaybetmiş gibi Sadece senin için yaşıyorum Nefes bile almadan seviyorum seni
--
Influential Beautiful Ready Adventurous Happy Important Merry
Bunca acı, bunca hüzün Geçse artık, geride kalsa istemez misin? Gel haydi otur yanıma, biraz peynir var, biraz da rakı, sever misin?
Biliyorum, yorgunsun. Yaşananlar bu kadar yoğunken, bir gün, hiç beklemezken, aniden yapayalnız kaldığını görürse sanki bütün dünya omzuna yüklenmiş de taşıyamıyormuş gibi hisseder insan. Üstelik o ağırlığın ne zaman kalkacağını asla bilemez. Sanki hayatının sonuna kadar hep böyle, hep yorgun ve bitkin yaşayı p gideceğini düşünür. Umudu kalmamıştır, sevinci kalmamıştır. Kırgındır herkese ve her şeye. Yarına dair hiçbir şey düşünemez olur. Hatta, sık sık ölüm gelir aklına. Sanki ölürse bu acıdan, bu yükten çok çabuk kurtulacakmış gibi
Pencereyi açacağım, temiz hava iyi gelir, rahatlatır seni, içine derin derin çeker misin?
Şimdi sen bana içinde kanayan yarayı anlatıyorsun ya, benim yaralarım da azıyor, yeniden kanamaya başlıyor. Herkes mi vefasız diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bu kadar kolay mı aşk? Bu kadar çabuk harcanabilir mi? Ah yüreğim, ne çok kandırıldın ne çok
Bir şarkı çalacağım, Nerede bende o yürek, yardan kaçacak dinler misin?
Her şeyi boşverip sadece aşka adamıştın kendini öyle mi? Zaten böyle yaşandığı zaman onun adı aşk. Diğer türlüsüne ne denir bilmiyorum, ilgilenmiyorum. Bırak herkes dilediği gibi yaşasın ama sen her zaman aşka ada kendini. Kırılsan da, yıkılsan da aşka ada. Başka türlü bulunamıyor ki mutluluk
Bir kadeh daha içeceğim ben, ya sen? Peki buz da ister misin?
İkindi rakılarım vardı benim bir zamanlar. Sevgiliyi düşünerek güneşin batışına yakın içilen rakılar. Sevgili yoktu yanımda belki ama aşkı vardı ya, yeterdi bana. Zaten rakımı sevgilinin hayali tadlandırırdı sadece. Hay Allah, kendimi anlatmaya başladım, oysa seni dinleyecektim değil mi? Hüznü, acıyı geride bırakacaktık. Yara, yarayı deşiyor ne yapayım ki Kızma kendine, sen hatalı değilsin. Yaşamak istediğin gibi yaşadın, kendi tercihini yaşadın. Anlamadıysa, çekiver kuyruğunu gitsin! Rahatlat içini, elinden geleni yaptın. Son ana kadar vazgeçmedin, ki bu yakışırdı sana zaten. Ağla, utanma. Gözyaşların onurundur, saklama. Sen asıl ağlamaktan korkanları ayı pla, yadırga.
Bir sigara daha yakar mısın? Kül tablasını boşaltayım ben, yine fazla kaçırdık bu gece. Uykun geldi mi? Uzanmak ister misin?
Aslında uyusam da uyanmasam diye düşündüğünü biliyorum. Ya da her şeyin sadece bir rüyadan ibaret olduğunu Gerçeği kabullenmek öyle zor ki Sen şimdi, aynı sokaklarda, tek başına dolaşacaksın. Her adım canını yakacak, her yerde o olacak. Gözünü kapatmak isteyeceksin ama bu kez hayalleri beynini dolduracak. Kaçış yok, bu acı yaşanacak. Ve ancak yaşanınca tamamlanacak. Bir gün yeniden, aşk kapını çalacak. Daha dikkatli olacağım, bu kez ağlamayacağım diyeceksin ama bunun da yararı olmayacak. Aşkı önceden kim hesaplayabilmiş ki sen hesaplayasın? Kim yüreğinin kapısını kapatabilmiş ki sen kapatasın? Kaç yarını daha böyle umutsuz, böyle acıyla geçireceksin belli değil.
Yine de, her şeye rağmen, acıya inat, vefasızlara inat, hainlere inat ve kalpsizlere inat aşka yeniden gülümser misin?
Mehmet COŞKUNDENİZ
--
Influential Beautiful Ready Adventurous Happy Important Merry
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.
İki ucu keskin bıçaktır bu işin...
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman...
Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.
Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak İçin uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zaman ki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun Unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana...
Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası...
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asıl olan yürektir. "Yürek sesi ne?" bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu...
Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
Nazım Hikmet RAN
--
Influential Beautiful Ready Adventurous Happy Important Merry
Bazen öyle bir ilişkiye tutulursunuz ki, ne sevebilir, ne terk edebilirsiniz.
Kör kütük bağlanmışsınızdır aslında...
En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekişmelerinizin müsebbibi, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur.
Gözyaşlarınızda, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır. Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca ö ptüğünüz bir bayrak...
Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır. Sınırsız ve nihayetsiz;
"Ölmek var, dönmek yok"tur.
* * *
Lakin gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını...
Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya... Şurasından, burasından eleştirmeye koyulursunuz:
"Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa..."
Başkalarını örnek göstermeye, "Bak onlar nasıl yaşıyor" demeye başlarsınız.
Hem birlikte yaşayı p, hem özgür olmanın yollarını ararsınız. Aşkınızın gözü kör değildir artık, yanlışını görür düzeltmek istersiniz. "Eskiden böyle miydi ya.." diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirinin kapısı; açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından...
Böyle süremeyeceğini bilirsiniz. Değişsin istersiniz.
Bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ışıtan o rüya, bir kabusa dönüşür birden... Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size... Hoyrattır, bakmaz yüzünüze...
Zehir akar dilinden, konuşturmaz, suçlar, yargılar mahkum eder.
Mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi defterden...
"İyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için..." dersiniz, dinletemezsiniz. Ayrılırsanız yaşamayacağınızı bilirsiniz, lakin böyle de sevemezsiniz.
İhanetten kırılmşıtır kaleminiz; severek, terk edersiniz...
* * *
"Madem öyle..."nin çağı başlar ondan sonra...
Madem ki siz böylesine tutkunken, o hep başkalarını seçmiştir, madem ki kıymetinizi bilmemiştir, o halde "günah sizden gitmiştir".
Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz.
Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece...
Daha özgür olacağınız limanlara demirlerseniz bir süre... Ne var ki unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni... Etrafı bir sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur. Deli kanlılar, eli kanlılar, uğruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini...
Uğruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla...
"Bana ne... kendi seçimi" diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre...
Ama sonra... ansızın kulağımıza çalınan bir şarkı ya da kapı aralığından süzülü p gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden...
Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız. Kokusunu özlersiniz; türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yemeğini yemeyi, elinden bir kadeh rakı içmeyi...
Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız, sular kulağına fısıldasın diye...
Dönü p "Seni hala seviyorum" diye bağırmak geçer içinizden...
[link]
Please visit...
--
love is god.
Twitter : [link]
my portfolio : [link]
pls...
+watch, +fav, +commend...
thx
--
-William Hill
--
Influential
Beautiful
Ready
Adventurous
Happy
Important
Merry
ayrıca yazılarını takip ediyorum, gerçekten çok etkileyici kendimden bildiğim bazı duyguları daha bi işliyorum içime..
devamını bekliyorum .
--
cagrikirilmaz.net | iptallerdeyim . . .
Kelebek kadar ömrümüz var
Sevmek lazım, hemen başlayalım
Kaybedecek daha neyimiz var
Aşk için ne gerekiyorsa hepsi bende var
Nefes bile almadan seviyorum seni
Sarmaşıklar gibi sardın kalbimi
Değiştirdin kanımı koydun zehrini
Örümcek gibi ördün zihnimi
Düşündükçe daha çok isterim seni
Nefes bile almadan seviyorum seni
İçimde dolaşan alkol gibi
Sana gitgide sarhoş oluyorum
Ruhumu kaybetmiş gibi
Sadece senin için yaşıyorum
Nefes bile almadan seviyorum seni
--
Influential
Beautiful
Ready
Adventurous
Happy
Important
Merry
Biliyorum, yorgunsun. Yaşananlar bu kadar yoğunken, bir gün, hiç beklemezken, aniden yapayalnız kaldığını görürse sanki bütün dünya omzuna yüklenmiş de taşıyamıyormuş gibi hisseder insan. Üstelik o ağırlığın ne zaman kalkacağını asla bilemez. Sanki hayatının sonuna kadar hep böyle, hep yorgun ve bitkin yaşayı p gideceğini düşünür. Umudu kalmamıştır, sevinci kalmamıştır. Kırgındır herkese ve her şeye. Yarına dair hiçbir şey düşünemez olur. Hatta, sık sık ölüm gelir aklına. Sanki ölürse bu acıdan, bu yükten çok çabuk kurtulacakmış gibi
Pencereyi açacağım, temiz hava iyi gelir, rahatlatır seni, içine derin derin çeker misin?
Şimdi sen bana içinde kanayan yarayı anlatıyorsun ya, benim yaralarım da azıyor, yeniden kanamaya başlıyor. Herkes mi vefasız diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Bu kadar kolay mı aşk? Bu kadar çabuk harcanabilir mi? Ah yüreğim, ne çok kandırıldın ne çok
Bir şarkı çalacağım, Nerede bende o yürek, yardan kaçacak dinler misin?
Her şeyi boşverip sadece aşka adamıştın kendini öyle mi? Zaten böyle yaşandığı zaman onun adı aşk. Diğer türlüsüne ne denir bilmiyorum, ilgilenmiyorum. Bırak herkes dilediği gibi yaşasın ama sen her zaman aşka ada kendini. Kırılsan da, yıkılsan da aşka ada. Başka türlü bulunamıyor ki mutluluk
Bir kadeh daha içeceğim ben, ya sen? Peki buz da ister misin?
İkindi rakılarım vardı benim bir zamanlar. Sevgiliyi düşünerek güneşin batışına yakın içilen rakılar. Sevgili yoktu yanımda belki ama aşkı vardı ya, yeterdi bana. Zaten rakımı sevgilinin hayali tadlandırırdı sadece. Hay Allah, kendimi anlatmaya başladım, oysa seni dinleyecektim değil mi? Hüznü, acıyı geride bırakacaktık. Yara, yarayı deşiyor ne yapayım ki Kızma kendine, sen hatalı değilsin. Yaşamak istediğin gibi yaşadın, kendi tercihini yaşadın. Anlamadıysa, çekiver kuyruğunu gitsin! Rahatlat içini, elinden geleni yaptın. Son ana kadar vazgeçmedin, ki bu yakışırdı sana zaten. Ağla, utanma. Gözyaşların onurundur, saklama. Sen asıl ağlamaktan korkanları ayı pla, yadırga.
Bir sigara daha yakar mısın? Kül tablasını boşaltayım ben, yine fazla kaçırdık bu gece. Uykun geldi mi? Uzanmak ister misin?
Aslında uyusam da uyanmasam diye düşündüğünü biliyorum. Ya da her şeyin sadece bir rüyadan ibaret olduğunu Gerçeği kabullenmek öyle zor ki Sen şimdi, aynı sokaklarda, tek başına dolaşacaksın. Her adım canını yakacak, her yerde o olacak. Gözünü kapatmak isteyeceksin ama bu kez hayalleri beynini dolduracak. Kaçış yok, bu acı yaşanacak. Ve ancak yaşanınca tamamlanacak. Bir gün yeniden, aşk kapını çalacak. Daha dikkatli olacağım, bu kez ağlamayacağım diyeceksin ama bunun da yararı olmayacak. Aşkı önceden kim hesaplayabilmiş ki sen hesaplayasın? Kim yüreğinin kapısını kapatabilmiş ki sen kapatasın? Kaç yarını daha böyle umutsuz, böyle acıyla geçireceksin belli değil.
Yine de, her şeye rağmen, acıya inat, vefasızlara inat, hainlere inat ve kalpsizlere inat aşka yeniden gülümser misin?
Mehmet COŞKUNDENİZ
--
Influential
Beautiful
Ready
Adventurous
Happy
Important
Merry
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan, için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur ve yaptıkların onun dudağında hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır. Hani ağzınla kuş tutsan "Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?" diye bir soruyla bile karsılaşabilirsin.
İki ucu keskin bıçaktır bu işin...
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman...
Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur. İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, "Ama senin için şunu yaptım" derken o, "şunu yapmadın" diye cevap verecektir ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.
Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.Özledin, içtin, ağladın, güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın. "Peki o ne yaptı" deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta. Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu. Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak İçin uğraşmıyorsa sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin. Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zaman ki gibi yaşayacaksın sen. "Acılara tutunarak" yaşamayı öğreneli çok oldu. Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil. Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki.... Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor. Kitap okurken de mutlu oluyorsun Unuttun mu? Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana...
Yine içeceksin rakını balığın yanında. Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası...
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asıl olan yürektir. "Yürek sesi ne?" bilmeyenler, ya da bilip de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın sürece o yürek var olacak seninle birlikte. Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu...
Elbet bitecek güneşe hasret günler. Ve o zaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini...
Nazım Hikmet RAN
--
Influential
Beautiful
Ready
Adventurous
Happy
Important
Merry
--
It is hard to clean your hands in dirty water but not impossible
Kör kütük bağlanmışsınızdır aslında...
En güzel yıllarınızın, acı tatlı hatıralarınızın ortağıdır; iç çekişmelerinizin müsebbibi, yazılarınızın ilhamı, sohbetlerinizin konusudur.
Gözyaşlarınızda, bilinçaltınızda, kahkahanızdadır. Korkunca saklandığınız bir sığınak, coşunca ö ptüğünüz bir bayrak...
Sevdanız riyasız, çıkarsız, karşılıksızdır. Sınırsız ve nihayetsiz;
"Ölmek var, dönmek yok"tur.
* * *
Lakin gün gelir anlarsınız; içten içe bir şeylerin kanadığını...
Tutkulu sevdaların gizli hançerleri başlar parıldamaya... Şurasından, burasından eleştirmeye koyulursunuz:
"Şöyle görünse, öyle demese, değişse biraz ya da eskisi gibi olsa..."
Başkalarını örnek göstermeye, "Bak onlar nasıl yaşıyor" demeye başlarsınız.
Hem birlikte yaşayı p, hem özgür olmanın yollarını ararsınız. Aşkınızın gözü kör değildir artık, yanlışını görür düzeltmek istersiniz. "Eskiden böyle miydi ya.." diye başlayan sohbetlerde açılır eleştirinin kapısı; açıldıkça, bastırılmış itirazlar yükselir bilinçaltından...
Böyle süremeyeceğini bilirsiniz. Değişsin istersiniz.
O, sevgisizliğinize yorar bunu... İhanete sayar. Tutkulu ilişkilerde ihanetin bedeli ölümdür.
"Ya sev böyle ya da terket" diye gürler...
* * *
Bir zamanlar bir gülücüğüyle alacakaranlığı ışıtan o rüya, bir kabusa dönüşür birden... Kapatır gönlünün kapılarını, yasaklar kendini size... Hoyrattır, bakmaz yüzünüze...
Zehir akar dilinden, konuşturmaz, suçlar, yargılar mahkum eder.
Mühürler dudaklarınızı, yırtar atar yazdıklarınızı, siler sizi defterden...
"İyiliğin içindi hepsi, seni sevdiğim için..." dersiniz, dinletemezsiniz. Ayrılırsanız yaşamayacağınızı bilirsiniz, lakin böyle de sevemezsiniz.
İhanetten kırılmşıtır kaleminiz; severek, terk edersiniz...
* * *
"Madem öyle..."nin çağı başlar ondan sonra...
Madem ki siz böylesine tutkunken, o hep başkalarını seçmiştir, madem ki kıymetinizi bilmemiştir, o halde "günah sizden gitmiştir".
Lanet ederek bu karşılıksız aşka, çekip gitmeleri denersiniz.
Aşkın göçmenlik çağı başlar böylece...
Daha özgür olacağınız limanlara demirlerseniz bir süre... Ne var ki unutamaz, uzaktan uzağa izlersiniz olup biteni... Etrafı bir sürü uğursuzla dolmuş, kurda kuşa yem olmuştur. Deli kanlılar, eli kanlılar, uğruna ölenler, sırtına binenler sarmıştır çevresini...
Gurur duyar onlarla, koynunda besler, gözünü oysunlar diye...
Uğruna kan dökenleri sever, yoluna gül dökenlerden fazla...
"Bana ne... kendi seçimi" diye omuz silkmeye çabalarsınız bir süre...
Ama sonra... ansızın kulağımıza çalınan bir şarkı ya da kapı aralığından süzülü p gelen bir koku, hatırlatır onu yeniden...
Yaban ellerde, başka kollarda ondan bahseder ağlarsınız. Kokusunu özlersiniz; türküsünü söylemeyi, şarkısını dinlemeyi, yemeğini yemeyi, elinden bir kadeh rakı içmeyi...
Karşı nehrin kenarından hasret şiirleri haykırırsınız, sular kulağına fısıldasın diye...
Dönü p "Seni hala seviyorum" diye bağırmak geçer içinizden...
Dönemezsiniz.
Göremedikçe bağlanır, uzaklaştıkça yakınlaşırsınız.
* * *
Anlarsınız ki bir çaresiz aşktır bu, ne onunla olur, ne onsuz...
Hem kollarında ölmek, kucağına gömülmek arzusu, hem "Ne olacak sonunda" kuşkusu...
Böyle sevemezsiniz, terk de edemezsiniz.
Sürünür gidersiniz.
--
Influential
Beautiful
Ready
Adventurous
Happy
Important
Merry
--
Please,please buy my new book [link] featuring tattooed and pierced girls I have met through Myspace
Previous Page12345Next Page